Ey nefessiz kalmış çocuk,
Affet beni... Dünyanın yılları içimin asırları oldu sana tek bir nefes bile aldırmadım. Göçtün gittin sandım bu kurak yürekten, ruhtan...
Kim bilir kaç kere boğdum seni kalemimle kararttığım satırlarda...
Her kırıklığında kalbimin içinde kırıkların derinlerine gömdüm seni.
Her kırıklığında kalbimin içinde kırıkların derinlerine gömdüm seni.
Affet içimdeki çocuk. Uçurumun kenarına gitmeden yemyeşil vadilerin ovaların değeri anlaşılmazmış. İşte taa oralardan geliyorum senin kıymetini tekrar sana iade etmeye.
Özlemişim nefesini be çocuk... Özlemişim içimdeki şen şakrak varlığını. Bakma sen gözyaşlarıma, farklı onlar bu sefer... Taa uzaklardan, sevgiliden geliyor onlar. Boğmak için sel olmuyorlar, bilakis can vermek için ab-ı hayat oluyorlar. Bırak en derinlerine işlesin bu damlalar, nüfuz etsin ki bir daha kurak mevsimin olmasın, hep yeşil kalsın içinde koşup oynadığın vadiler...
Tadı bile farklı bu damlaların ki artık aktığı yanakta yara değil güller açıyor...
Tadı bile farklı bu damlaların ki artık aktığı yanakta yara değil güller açıyor...
Gül, koş, gene sev, gene coş... Senin mevsimindir bu mevsim, artık her mevsim...
Ölene kadar bu mevsimde yaşamak için dua et ey çocuk...
(Bir gönlün aşka boyandığında sevgilinin gelişiyle içindeki çocuğa seslenişidir;
Biricik'imden;)
(Bir gönlün aşka boyandığında sevgilinin gelişiyle içindeki çocuğa seslenişidir;
Biricik'imden;)