Papatyadan taç yapmıştın hani hatırladın mı? “Uzun siyah saçlarına ne de çok yakıştı “demiştin.
Hiç bozmadım onu, sakladım hep, eskimeye yüz tutmuş masamın ilk gözünde..Ve ne zaman kendimi çirkin hissetsem, yalnız hissetsem hep taktım saçlarıma.
Kısık gözlerle tebessüm eden bakışlarının ardından sesin yankılandı bir anda yine; “uzun siyah saçlarına ne de çok yakıştı.” İrkildim, aynaya baktım, oradaydın ve gülümsüyordun işte yine.
Aynalarda beliren suretine sadece bakakaldım ben hep...
Cesaret edemedim arkamı dönmeye. Dönmezsem, belki hep orada kalırsın benimle diye düşündüm ama gittin,hep gittin... Oysa ne çok özlemiştim seni, bir bilsen yokluğundan utanırdın...
Ben yine de her gün batımında mırıldanıyorum şarkımızı titreyen sesimle. Ne zaman göz göze gelsem duvardaki resminle, hep gülümsüyorum. Gözyaşlarımı yanağımdaki çukurda saklıyorum hep, sen görmeyesin diye...
Gün geçtikçe daha da çoğalıyorsun içimde. Uykularım firar ediyor, ben sokak sokak arkasında.
Yorgun düşüyorum koşmaktan ardından. Sonra yastığına sarılıp kokunla dalıyorum kirpiklerime tutunan budala uykuya.
Her gece açılan üstümü örterdin bir de buse kondururdun ya. Bazı geceler uyanıyorum, kalbim ellerimde. Dudakların değiyor sanki yanaklarıma, dokunuyorum kokusu siniyor ellerime. Üstüm örtülüyor. Bir şeyler söyleyecek oluyorum parmağın dudaklarıma kilit oluyor susuyorum. Adını sayıklayıp kapatıyorum yine dolan gözlerimi...
Ve ben her sabah sana yeniden başlıyorum gittikçe büyüyen hasretimle… Gel gör ki sen yoksun, ben bir o kadar yoksul...
Klibi çok tatlı bu tarzları seviyorsanız eğer... At çok hoşuma gitti mesela, çok orjinal:)) E şarkı da güzel. Güzel bir haftanız olsun...