Kenetli elleri yavaş yavaş ayrılırken birbirinden sadece gözleri kaldı birbirlerinde....Sessizlik kilit vurmuştu sözlere. Giderek akşamın kızıllığında kaybolurken sureti, yüreği çoktan kaybolmuştu bile hüznün karanlık sokaklarında.Güçlükle attığı titrek adımlardan birinde, ''mutlu ol benden sonra da, hep güzel yaşa'' cümleleri döküldü delikanlının ağzından...
Güneş; omuzlara ayrılık acısını,gönüllere gurbet sızısını ve dudaklara veda tasasını bırakarak batarken, genç kız, adım dahi atamadan, ayrılığın ruhundaki derin çığlıklarıyla taş kesilip kaldı orada...
Gözyaşları zoraki tutundu kirpiklerine, dudakları depremdi belki de. Acı bir tebessüm bıraktı şehrin nar tanesi ufuklarına ve yaşanmış binlerce hatıra filizlendi arkada kalan manzaranın çakır gözlerinde.
Mecalsiz gönlünde bir şiirin sözleri yankılanıp durdu hep; mesela dedik, kurduğumuz hayallere...Umut dedik, ihtimallere...Sevda dedik ,uzattık boynumuzu pamuktan ipliklere...Can bıraktık...
Ve şimdi, bir zamanlar ''Ölüm ile ayrılığı tartmışlar elli dirhem ağır gelmiş ayrılık'' diye gözleri dolup taşan yaşlı kadını artık çok iyi anlıyordu...